BİLİM, SANAT, KÜLTÜR ADAMI,
Şair, Yazar AYSALTUK V. ÖNTAŞ’ın
“ANADİL TÜRKÇE” duyarlılık BİLDİRGESİ
Her dil, kendini yaratan, oluşturan insan topluluklarınn binlerce yıl süren uğraşlarının bir ürünüdür. Bu nedenle diller, kendilerinin yaratıcısı olan toplumların öznesidir. Dil kıyıcılığı (katliamı) yapanlar, yaşadıkları tarihsel sürecin kültür eksilmesinin özdeği (maddesi) olduklarını bilmelidirler.
Diller, “ait” oldukları toplumların ellerinden alınmamalıdır. Tersine, o dilin “ait” olduğu topluluklarca kullanılmasının koşulları yaratılmalı, özendirilip, evrensel kültür dağarcığındaki yerini alması sağlanmalıdır.
Her toplum gibi Türkler de, üzerinde yaşadığımız yeryuvarının önemli bir gerçeğidir. Bu nedenle, binlerce yıllık kutlu bir dil geleneği olan ulusun, söz varlığının giderek bozulma sürecine girmesi düşündürücüdür!
Yazınsal üretim yapanlarla, aydınların ilgisizliklerine bir de duyarsızlıkları eklenince Bu gün eğitim yapıtları başta olmak üzere, yazınsal (edebiyat) yapıtlarımız, adlarımızla kent sokaklarımız yabancı sözcüklerin akınına uğramıştır..
Ancak, kimi yazıncılarımızla aydınlarımız: dilimizde karşılıkları var, kullanılır olmasına karşın; Türkçe sözcüklerinin yerine yabancı karşılıklarını kullanmayı sürdürmektedirler. Türkçe sözcük kullanma duyarlılıkları, tasaları (kaygıları) olmayanların yabancı sözcük kullanma alışkanlıkları: ana dilimizin yazın ( masal, öykü, şiir, roman), bilim, kültür dili olmasını tartışır konuma getirmiştir…
Türkçemizin ne denli bir çekinceyle (tehlikeyle) karşı karşıya bırakıldığına, bozuma uğradığına tanıklık etmesi dileğiyle, yapıtlarımı okumaya başlamadan “Ne kadar Türkçe konuşuyoruz!” başlıklı bir “tanılama” bölümüyle kurmacalarımın anlatımında kullandığım kimi Türkçe sözcüklerin yabancı karşılıklarını; bir örneklem olması için yapıtlarımın baş sayfasında veriyorum.
Okurlarımın kutlu bir geleceğe yönlendirilmesinde büyük çabalarıyla katkıları olan öğretmenlerimizle yetişkinlerin; bu sözcüklerin yeniden kullanımını sağlamadaki duyarlılıklarına bir katkım olsun istedim.
Ana dilimizin yaşaması, Türkçemizin bizden sonraki kuşaklara kirletilmeden bırakılması için, bilinçsizce dağarcığımıza yüklediğimiz yabancı bir sözcüğün yerine, TDK sözlüklerinde karşılığı olan Türkçesini kullanalım.
Unutmayınız, salt (yalnız) toprak yurt, vatan değildir insanlara, toplumlara. İnsanın gerçek yurdu (vatanı) kendi ana dilidir. Diliniz, yüreğinizle birlikte atar, yaşar; gittiğiniz her yere sizinle gider, sizinledir . . O sizin gerçek yurdunuz, “vatan”ınızdır!..
Tarih, kendi dili için varolmayanların, birilerinin dillerinin yaşatıcısı durumuna düştüklerine çok tanık olmuştur.
Bu nedenle gelecekteki yeryuvarı düzeninde yer alacak uluslar, dilini yitiren (kaybeden) toplumların Güneşlerinin bir daha hiç doğmayacağını bildiklerinden; dillerine, kültürlerine sığınırlar, onu taçlandırarak korurlar hep!..
Dağarcığımızda bulunan her bir yabancı sözcüğün yerine, Türkçe karşılıklarını koymanız dileğiyle…